Pages

12 Kasım 2015 Perşembe

Bana kim olduğunu söyle.

Kafam birkaç gündür karışık. İnsanları anlamıyorum. Keşke elimde bir silah olsa; onların iç dünyalarını ortaya çıkarabileceğim bir silah. Bir gidiyorum, bir geliyorum. 
Artık duygularımı donmuş hissetmiyorum. Uzun zamandır öyle. Keşke tekrar buz kesse yüreğim. 
Diğerlerinin samimiyetinden emin olabileceğim bir yol olsaydı keşke. Bazen iyi insanların var olduğuna inanmakta güçlük çekiyorum. 
Peki. Doğum günlerinde pasta üzerine konulan birkaç mumu üflerken dilediğimiz dilekler gerçek olsa keşke. Veya bir yıldız kayarken tuttuğumuz dilekler.  Her istediğimiz gerçekleşseydi bir anlamı kalmazdı ama hayatın, değil mi? Geçiniz bunları. Kırk yılda bir gerçek olsa bir hayal. Bunu bile iyi bulurdum. 
Peki... Şu düştüğümüz cehennem çukurunda bir o yana bir bu yana savruluyoruz esen rüzgarla. Yavaştan yeniden elime geçirdiğim inançlarıma binaen; şu b...tan hayatı yaşayıp bir de sonsuz mutluluktan uzak kalma ihtimali var ya. O koyuyor insana, inan bana.
Peki o zaman. Ne yapmalı, nasıl bir çabada bulunulmalı?

Yazıma son vereceğim. Belki de daha başka şeylere.

(Son olarak: Uzaklarda, çok uzaklarda beyaz kimonolu bir prens görüyorum. Nereden geldiğini merak ediyorum.)

Bitti. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder